|
2005 in bu ilk günlerinde herkese kocaman bir merhaba. Artık bende hayata,
modaya ve güzelliğe dair düşüncelerim ve görüşlerimle ModaTürkiye
sayfalarında olacağım. Özellikle güzellik sektöründe bayrağı en önlerde
taşıyan bir markanın yöneticiliğini yapan biri olarak, Avrupa`dan
güzellik ve moda ile alakalı en son akımları, Türkiye`de yaşananları ve
kuaförlük sektörune dair her türlü bilgiyi size aktarabilmeyi umud ediyorum.
Ancak arada bir, uzmanlık alanımın biraz da haddim olmayarak dışına çıkarak,
ilgimi çeken, övgüye layık olduğunu düşündüğüm veya eleştirel yaklaşımlarda
bulunmak isteyecegim konulara da değinmek, sizlerle paylaşmak isteyeceğim.
Beni en cok mutlu edecek nokta ise, sizlerin benim yazdıklarıma rahatça
kendi perspektiflerinizi ekleyerek geri dönebilmeniz. Yazılarımda sizlerden
gelen sorular ve görüşlere de yer vermeyi planlıyorum.
Bugün size Türkiye kuaförluk sektöründe bugüne kadar gerçekleştirilen en
anlamlı ve kapsamlı organizasyondan bahsetmek istiyorum. Gecenin adı
`EFSANELER BULUŞUYOR` du. Türk kuaförlük sektörüne çok şeyler vermiş,
binlerce insanın arasından sıyrılıp bu sektöre, meslektaşlarına ve Türk
kadınına en iyi örnekleri sunmuş 3 başarılı insan, Erdem Kıramer, Muammer
Yaprakgül, ve Hakkı Kutlugün aynı sahnede buluştular. Salonlarında yıllarca
calışmakla kalmayıp, vizyonlarıyla, başardıklarıyla ve açtıkları kapılarla
yeni yetişen genç nesile `demek ki oluyormuş` dedirten 3 efsane onlar. Onlar
sahnedeyken çok düşündüm. Geldikleri bu noktada çıkartılması gereken çok
kıymetli dersler var. Yaşanan onca fırtınadan sonra nasıl hala dimdik
ayaktalar, ve 50’li yaşların sonlarında olmalarına rağmen hala nasıl
zirvedeler?..Belki de genç nesil olarak bizler, büyüklerimizi eleştirirken
biraz da aynada kendimize bakmamız gerekiyor. Muhakkak ki dünya’daki bütün
rekabet kuralları, sosyal ve ekonomik dengeler farklılaşıyor ve bizler
gittikçe hızlanan bu ortamda her türlü değişime ayak uydurmak durumunda
kalıyoruz. Ne için? Global dünya’nın içinde parlayabilmek için. Ancak
koşmaya başlamadan yürümeyi çok iyi bilmek lazım. Bence şu an önümde duran
hayat adamlarından öğrenmemiz gereken, bizlerin pek başaramadığı, çok şeyler
var. Dürüstlük gibi. Paylaşmayı bilmek gibi. Onlar senelerini bu temeller
üzerine oturtmuşlar ve bugün adlarını altın harflerle yazdırdılar. Show’un
her anında 3’ü de el ele, yan yana yer aldılar. Beraberce kabul ettiler
tebrikleri. Senelerdir en büyük rakip değiller miydi? Evet öyleydiler ancak
bugün bizim unutmak üzere olduğumuz bir olguyu onlar yaşatmaya devam
ediyorlardı: “Başarı paylaşmakla büyür". Amerika’nın 90 lardaki inanılmaz
çıkışının temel nedeni de bu değil miydi? Ya da Silikon Vadisi’nin başarısı
altında yatan gerçek...
|
Kendimize sormalıyız bence..hangi
iş için olursa olsun, büyük emeklerle var olan temellerin üzerine yeni
başarılar inşa edebiliyor muyuz yoksa egolarımıza yenik düşüp etrafta bir
sürü baltalanmış enkaz yığınları ve yarım kalmış temeller mi bırakıyoruz?
Kendi hırslarımıza yenik düşmeden bence büyüklerimize kulak verip büyük
nasıl olunuyormuş dinlemek gerekir diye düşünüyorum.

L`Oreal Proffessional Türkiye`nin
organizasyonluğunu yaptığı gecenin sunuculuğunu Rana Erkan üstlendi.
1930`lardan günümüze dünya`yı ve kadınları etkisine alan bütün akımları,
hayranlık uyandıran o usta ellerin yarattıkları saçlarla tekrar yaşattılar.
2000’e yakın izleyicinin bulunduğu Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda o
gece tam bir show’a sahne oldu. Ancak bana sorarsanız o gece bir show’dan
çok daha öteydi. Bu 3 insan, herkesin inandıklari hedeflere belki çok
calısarak ama muhakkak bir gün ulaşabileceklerinin bir kanıtıydı. Show`u
izlerken bir çok kere `imkansız yoktur` dedim. Erdem Kıramer, kuaörlüğe 13
yaşında zorunlu olarak attığı adımın ardından bugün 9 salon, 3 ayrı markayla
300 kişilik bir kurum. O gece Efsaneler`den bir tanesi olarak sahne aldı ve
2 saatlik show boyunca gözlerinden başardıklarının haklı gururu okunuyordu.
Hepsinden önemlisi yorgun değildi. Belki de her zamankinden daha enerjik ve
daha mutluydu o gece. Çünkü hayatın o gece için imparatoru oydu ve herkes
onunla beraber sahnedeki diğer 2 büyük efsaneyi alkışlıyordu. En büyük
şansım bu örneği bana birebir yaşatan kişinin benim babam olması sanırım.
Önünde saygıyla eğiliyorum baba’cığım.
Onlar imkansız olduğunu
düşündükleri birçok şeyin kapısını ardına kadar açtılar. Bizi bekleyen ise
belki de hepsinden zor: Bu kapılar kapanmadan yenilerini açmak...
Sürekli yanımda taşıdığım en son Adidas reklamındaki yazıldığı
gibi:`Imkansız bir iddia değil, bir meydan okumadır!`
2005`te Hayatı ele geçirin!
Bana ulaşmak isteyenler, yukarıdaki fotoğrafımı tıklayarak mail
gönderebilirler.
Saygılarımla,
EMRE KIRAMER
www.erdemkiramer.com
|