Yazar Mesaj
istante



Mesaj: 249
Yer: İstanbul
Meslek: Finans

Tarih: 2010-04-11 19:09:56

vogue türkiye*nin ilk sayısında zeki müren*in kostümleri ile ilgili bir yazı vardı. bu özel ve hem giyildiği yıllarda hem de bugün için özgünlüğünü, orijinalliğini koruyabilen sahne kostümlerini tasarlayan muzaffer Çaha ile bir söyleşi yapılmış. zamanında muzaffer Çaha, yeni dikeceği kostümler için başka modellerden esinlenme düşüncesini dile getirdiği zaman zeki müren*den *başkalarının fikirlerini bana bir daha kesinlikle nakletme* cevabını alır.
bu olay hem o kadar değişik ve enteresan kostümleri başkalarından esinlenmeden sadece ilham kaynakları ve yaratıcılık ile ortaya çıkartan muzaffer Çaha*nın başarısını hem de zeki müren*in özgün zevkini gösteren bir örnektir.

günümüzde bir çoğumuz, geçmişte moda konusunda devrim denilebilecek çıkışlar yapan, o zamanki insanların ihtiyaçlarını ve toplumdaki arayışları çok iyi gözlemleyebilen ve etrafına sadece bakan değil, diğer tüm sanatçılar gibi, aynı zamanda görebilen bir çok yaratıcı dehanın isimlerini veya bu isimleri tanımlayan logolara sahip giysi ve aksesuarları taşımaktan gurur duymaktayız. bu durumun en büyük nedenlerinden birisi pazarlama ve markalaşma başarısı olsa da aslında arkasında yatan şey bu dehaların isimlerinin yıllar boyu kalabilmiş olmasıdır. bunun da en büyük nedeni özgün olabilmeleridir.

chanel’in zamanında kadınların içinde daha rahat hareket edebilecekleri elbiseler tasarlaması, christian dior’un savaş yıllarından sonra haut couture şık elbiseler için toplumda oluşan açlığı bastırması ve belki daha basit olarak emilio pucci’nin capri’de , pantolonlarını kıvırmış halde çalışan balıkçılardan ilham alarak herkesin halen severek giydiği kısa paçalı capri pantolonları tasarlaması özgünlük konusunda küçük birer örnektir.

bugün, belli başlı modacılar hariç bir çok genç modacının mezuniyet defilelerinden sonra çalışmaya başladıkları moda evlerinin arşivlerine saldırıp önceki tasarımlardan esinlenmeleri veya aynı şekilde fotoğrafçıların moda dergilerinin arşivlerini talan etmeleri belli bir yere kadar anlaşılabilir olsa da aradaki sınır oldukça belirsizleşmekte. bu durum tabi ki bir karl lagerfeld’in chanel’in arşivlerine bakıp da esinlenmesine benzemiyor, demek istediğim kesinlikle bu değil. tasarımların, renk ve dokumaların bambaşka şekillerde tekrar karşımıza çıkması anlaşılabilir fakat anlatmaya çalıştığım şey, aynı ceket ya da eteğin günümüz çizgilerine uygun şekilde, yakalarında veya ceplerinde hafif rötuş yapılarak tekrar piyasaya sürülmesi. düşünsenize bir cristobal balenciaga elbise ya da salvatore ferragamo ayakkabı tasarımı ne kadar garantili ve kolay bir seçenek. ya da bir cecil beaton, helmut newton fotoğrafı insana ne kadar fazla fikir verebilir. Ýlham almak güzel bir şey ama kopyalamak ile arasında ince bir çizgi var önemli olan onu koruyabilmek bence.

paris’li ünlü şapkacı maison michel’in baş stilisti laetitia crahay “alice harikalar diyarında” filminden ilham alarak tavşan kulakları olan bir taç-şapka tasarlamış. bir çok genç fransız stilist’in bu tavşan kulaklarını kopyaladığını anlatırken “ bir de genç olacaklar, yeni ve özgün fikirleri olması gerekirken bu aptalların yaptığına bakın” diyerek bu konuda son sözü söylemiş bence.
 




Stylegusto - The Style Professionals