Güneşli ve yoğun bir haftaydı geride kalan. Tam vaktinde orada olabilmek için bir şovdan diğerine koşturuyorum. ( Ama zaten hiç biri tam vaktinde başlamıyor. ) Bu soğuk kış gününüe rağmen şehri ısıtan güneş,  koşuşturmacamızı daha keyifli hale getiriyor.

10 ve 15 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen Londra Moda Haftası’ndan bahsediyorum. Yine bir sezon bitti ve şimdiden 2008 ve 2009 Sonbahar Kış koleksiyonları ile yeni sezona merhaba diyor tasarımcılar.

Bu sezon da bir önceki sezonda olduğu gibi yine aynı yerde gerçekleşiyor şovlar. Yer Doğa Tarihi Muzesi. Ağırlıklı olarak On-schedule şovların gerçekleştiği mekanın dışında birde özel sergi alanı için ayrılmış farklı bir bölüm var. Bu bölümde tasarımcıların koleksiyonlarını daha yakından inceleme şansınız mümkün. 200’ün üzerinde tasarımcıya ev sahipliği yapan sergi alanı özellikle yeni nesil tasarımcıların kendilerini kanıtlamaları için inanılmaz bir platform sağlıyor.

Bu sezonda bir önceki sezonlardan alışık olduğumuz Paul Smith, Paul Costelloe ve Betty Jackson gibi klasikleşmiş tasarımcılarla birlikte Jasper Conran, John Rocha , Luella, Nicole Farhi gibi güçlü isimler arka arkaya şovlarını gerçekleştirdiler.

Sanırım en güzel sürprizi moda duayeni olarak bahsedebileceğimiz Vivienne >>>>



Westwood’un Red Label isimli yeni markasının şovunu ilk defa Londra’da gerçekleştirmesiyle yaptığını söyleyebiliriz.

Vivienne Westwood’un bu koleksiyonunda da alışık olduğumuz tarzından ödün vermediğini görüyoruz. Sıklıkla ekose kumaşı kullanmayı seven tasarımcı Red Label için de bu tutkusundan vazgeçmemiş görünüyor. Özellikle değinmekte fayda görüyorum, ekose desenler bu yaklaşan sezonun belirgin detaylarından olma yolunda hızlı bir şekilde ilerliyor. Paul Costelloe’nun da klasikleşmiş tarzında bunu yakalamak mümkün.

Bu sezon gerçekleşen şovlardan hangilerinin en çok konuşulduğuna değinirsek, zannederim Louise Goldin, Christopher Kane, Jeager, Giles Decon ve Vivienne Westwood’u ilk sıralara yerleştirmek mümkün. Ve tabi farklı tarzı ile son dönemlerde dikkat çeken Gareth Pugh’u atlamamak gerekir. London Paper moda yazarı Carrie Gorman’nın tasarımcı ile ilgili yaptiği yorumun en çok dikkatimi çekenlerden biri olduğunu itiraf etmeliyim. Yazara göre eğer Gareth bizi gerçekten şok etmek isteseydi, sadece yapması gereken çiçek printli romantik elbiselerdi. Bu herkesi onun kendi tarzından daha çok dehşet içinde bırakacaktı. Çünkü tasarımcı kendi özel tarzı ile çok farklı, özel bir vizyona ve estetik anlayışına sahipti.
Ve iki özel isim var yine bu sezon şovlarını en ön sıradan keyifle izlediğim, iki özel insan ve çok özel şeyler başaran. Bora Aksu ve Mustafa Aslantürk bizi Londra Moda Haftası’nda temsil eden iki yetenek.

Onbirinci sezonu ile moda haftasında yer alan Central Saint Martins mezunu tasarımcı Bora Aksu, bu koleksiyonunu bit pazarında bulmuş olduğu birbirinden ilgisiz üç objenin şekillendirdiğini belirtiyor. Bu üç objenin; güllerle ilgili bir kitap, bir kazak ve deri çantanın tasarımcıda yarattığı etkilerin 1970’li yılların coture tarzıyla birleşmesiyle koleksiyon son şeklini alıyor.Gül çizimlerinin bulunduğu bu kitaptaki renklerin solmuş ve tozlanmış tonları koleksiyona renklerini veriyor. Soluk gri ve pembelerin, hakilerin ağırlıklı olduğu koleksiyon ulaslararası alıcıların ve moda yazarlarının beğenisine sunuluyor.
Aslantürk ise bir önceki sezondan çok daha başarılı bulduğum koleksiyonuyla sadece benim degil herkesin dikkatini çekmiş görünüyor. Özellikle kadın vucudunun detay ve kıvrımlarını vurgulamaktan hoşlanan tasarımcı bunu kendi tarzıyla, kumaşlara ve kesimlere farklı formlar vererek yansıtıyor. Bu formlandırmada en çok etkili olan tasarımcının daha önce aldığı mimari eğitim diyebiliriz. Bu koleksiyonunda da mimarinin etkisiyle çatıları ve koruyucu özelliğini irdelemiş tasarımcı. İpekli narin kumaşlari PVC ile kaplayarak çatıların mimarideki koruyucu yanını, kadin bedenininde formlanmasını da estetik boyutunu vurgulayarak hatırlatmış.

Sadece tasarımcıların şovlarıyla sınırlandırmak doğru olmaz sanırım geçtiğimiz haftayi. Yoğun yaşanan günün ardından deli dolu yaşanan partilerden de bahsetmek istiyorum biraz. Bu sezon da bir önceki sezonda olduğu gibi moda dünyasını, tasarımcıları, basını ve İngiliz Moda Konseyi’nin konuklarını bir araya getiren Uluslararasi LFW Parti Shoreditch’te Beach Blanket Babylon’da gerçekleşti. Eğlenceli, uzun bir gecenin ardından konuklar ertesi akşam, Sevgililer gününde Mulbery’nin New Bond Caddesi’ndeki mağazasında, The Guardian’nın moda editörü Hadley Freeman’nın The Meaning of Sunglasses adlı yeni kitabını kutlamak için tekrar bir araya geldiler.Gecenin ünlü yüzleri arasında model Erin O’connor, Rod Stewart’ın kızı Kimberley Stewart, Lily Allen ve İngiliz tv sunucusu Alexa Chung’ da yer alıyordu.

SEVDA MUTLU
MODATURKIYE.COM / LONDRA

Fotoğraflar: MARTA DRACZYNSKA


İlgili Haber Arayabileceğiniz Anahtar Kelimeler:

Stylegusto - The Style Professionals