Özlem Süer 20 yıllık profesyonel hayatına hem çok yoğun bir akademik kariyeri, hem de kendi markasını sığdırmış, uluslararası platformlarda büyük başarı kazanmış bir moda tasarımcısı. Geçen Eylül ayında bütün ekibiyle beraber taşındığı House De Luxe ise bu başarıların güzel bir aynası. Modatürkiye. com olarak Nişantaşı’nın saklı köşelerinden birindeki bu çok güzel ve huzurlu mekanda Özlem Hanımla birlikteyiz…

MODATURKIYE.COM Özlem Hanım merhaba, aslında aklımda size sormak istediğim birçok soru var. Sondan başlamak istiyorum Aydın Doğan ödülünü bu yıl moda tasarım alanında Ümit Ünal ile paylaştınız. Bu ödül sürecinden biraz bahseder misiniz?

ÖZLEM SÜER İlk günden beri yarışmalara karşı tavrım bellidir. Bildiğiniz gibi akademik bir formasyondan geliyorum. Öğrencilerimi teşvik ederim, yarışma koçluğu yaptım öte yandan kendim 22 yaşımdan beri akademik hayatın içindeyim hiç böle bir iddiam olmadı. Kendi kişisel duruşum yarışmak, meslektaşlarımın önüne geçmek yönünde değildi. Sonrasında da pozisyon olarak uygun değildim. Öte yandan Aydın Doğan ödülündeki jüride aday önerme hakkını benim üzerime kullanan birçok kişi oldu. Beni orada görmek istediler. Çok hoş, çok doğru seçilmiş bir cümle sarf edildi orada ve o noktada kararımı verdim. Bu bir yarışma değil, takdir ödülüdür dediler. Yakın arkadaşlarımla çeşitli farklı formatlarda yarıştırıldığım hissettirilmedi. Zarif tekliflerini kırmadım ve hazırlıklara başladım. Şov ekibimle zaten çalışmakta olduğumuz koleksiyonu hızlandırdık. Dört sayfalık bir biyografi ve tüm görsel markanın tasarım kurumsallığı sergileyen dosyayla özetle katıldım. 5 Mart’ta doğum günümde kazandığım haberi aldım. Bildiğiniz gibi ödülü Ümit Ünal ile paylaştım. Ümit benim on yıllık arkadaşım. Dünyada birbirimizi alkışladığımız, çok şeyi paylaştığım bir yaşam arkadaşım. O yüzden ikimiz içinde muhteşem bir sevinç oldu. Çok enteresandır ödül haberinden bir önceki gece eğere Ümit alırsa çok sevinirim diye düşünmüştüm.


 

 

Bu bir yaşam hikayesi ödülü, bugüne kadar yaptığınız her şeye verilmiş bir ödül ve ilk defa moda tasarım konusunda verildi. Dolayısıyla basın çok güzel şeyler yazdı. Bu ödül aynı zamanda benim hayatımı etkileyen birçok insanın aldığı bir ödül. Mesela benim için Melih Cevdet Anday’la aynı ödülü almak hayatımda alabileceğim en büyük onur. Kazandıktan sonra hiç tanımadığım insanlar aradı ve tebrik etti. Ben şunu görüyorum bu bir harekete, bütün tekstil sektörüne verilmiş bir ödül. Türk moda sektörü yukarılara doğru tırmanıyor, üretici kimliğinden tasarımcı kimliğine bürünüyor. İşte bu yüzden Ve bu bizim nesilin tümü adına ve bize yolu açanlar adına çok değerli bir ödül. Ödülü alma sebeplerinden birini de yaptığımız işin sürekliliğine ve bu ülkedeki tasarım anlayışını anlatma kaygımıza bağlandığını düşünüyorum. Bundan sonra diliyorum ki tasarımcılar ellerinden geleni yaparak imkanları dahilinde gerekirse kendi fonlarını kurarak ilerleyecek. Ben kısa süre sonra Türk moda tasarımına dünyada kayıtsız kalınmadığını ve farklı noktalara gelineceğini düşünüyorum. Son olarak da şu var. Gerçekten iyi bir şeyler yapmak için çok savaşıyorsunuz. Bu ödül tüm bu savaşımları yaparken birinin sıcak elinin omzuna değmesi gibi bir şey oldu. Hayatı bir kenara bırakıp sadece işinize odaklandığınız bu dönemde bu sıcak el kendimizi çok iyi hissettirdi bize.

MODATURKIYE.COM Ümit Beyle paylaştığınız başka başarılar da var. Mesela Portekiz Moda haftasındaki defileleriniz gibi...

ÖZLEM SÜER  Çok enteresan bir şey oldu dün New York Times’dan aradılar ve sordular. Kostüm haberi için..Bir de Ümit'i aramışlar. Aslında genelde bu sektörde eşleştirme kaygısı olan bir ortam yoktur. Ama baktıklarında çoğu zaman böyle bir seçim yapmış oluyorlar. Ama diğer taraftan da insanların antenleri çalışırken bizim ikimizin takılmamız enteresan. Muhakkak ki bunun kendi içinde bir yanıtı var. Fransız Ekonomi Komisyon’unun güzel daveti ile Moda Akdeniz Birliğinin oturumuna gittim ve orada Türkiye’nin de bu birliğe dahil olması için konuşma hakkı kazandım. İTKİB’in de büyük desteği ile desteğiyle bu gerçekleşti ve beni Porto’ya moda haftasına davet etmeleriyle takip etti. Onlarda buraya iki tasarımcı gönderdiğinden ben tek başıma gitmenin çok yeterli olmayacağını düşündüm ve bu noktada Ümit gündeme geldi. Koleksiyonu hazırdı ve yurtdışına gitmesi için çok uygun bir zamanlamaydı, ona büyük değer katacaktı. Ümit ile birlikte gittik ve defilelerimizi yaptık. Çok da başarılı defileler oldu. Porto’nun inanılmaz alternatif avangarde bir tasarım duruşu var. Ayrıca Atlantik kıyısında olan bu güzel şehirde çok Akdeniz ruhu var. Moda Akdeniz birliğinde inanılmaz ağırlandık. Çok keyifli günlerini geçirdik. İnanılmaz ağırlandık. Hem eğlenceli çok da minicik bir süren bir koşturmaca içinde geçti.
MODATURKIYE.COM House de Luxe’ü açtınız. Gerçekten çok güzel bir mekan olmuş. Bu mekanı yaratırken nasıl hisler ve hayaller içindeydiniz?

ÖZLEM SÜER  Benim hayalim tam olarak buydu aslında. Burada maddi manevi emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bunu daha ilerde yaşayacağım bir hayal olarak düşünüyordum. İlk yerimiz olan Narmanlı Apartmanındaki yerimiz de çok güzeldi aslında ama bize yetmemeye başlamıştı. Öyle bir işimiz var ki kumaşları,  parçaları saklamak durumundasınız bunlar sizin hikayenizin kahramanları çünkü... Burada her koleksiyon 300 parça, bunun ütüsü paketlemesi hepsi içerde olmalı. Biz yoğunlaşmaya başlayınca önce Valikonağı’nda bir atölye yapılanması yaptık. Ama ekip olarak bu şekilde ayrı kalmak bize hiç yaramadı. Asistanıma rica ettim araştırma için bana internetten bulduğu 650 m2lik bir köşkten bahsetti. Tabii ben inanamadım. Benim buraya100m ilerde evim var. Bu sokağı az kullanmama rağmen bu yapıyı biliyordum ama hiç bu şekilde olduğunu hayal etmemiştim. İlk gezdiğimde eğer burası olursa bu bize acayip bir hediye olacak dedim öyle de oldu.  Biz burada 25 kişilik, çok hareketli çalışan bir grubuz. İşimizin mekana yayılması gerekiyor. Bizim yaptığımız tasarımların çok enstalatif bir tavrı olduğunu ve bu mekana çok uyduklarını düşünüyorum. Mekanla beraber yaratmak, tasarımları çok etkiliyor hepsi birbirini bütünlüyor. 1928 yapımı yarı tarihi bir eser burası..O yüzden binanın orijinalini bozmadan ve zarar göstermeden bakımını yaptık. Doğasını, döneminin havasını şaşırtmamaya çalıştık ve kendi kokusunu öldürmedik.

Aynı zamanda işimiz büyük titizlik gerektiriyor. O yüzden mekanımızın çok da steril ve bakımlı olması gerekiyor. Her sabah akşam bakım temizlik yapılıyor. Bizde bir şekilde burayı düzenlerken dengeyi bulduk. Geçen eylülden beri buradayız.  Bahçede muhteşem. Konuklarımız açısından da çok önemli. Yurtdışından gelen misafirlerimiz de çok beğeniyor burayı. Yorgun bir mekan değil ve yapığımız servisle çok örtüşüyor.

MODATURKIYE.COM Birçok farklı servisleriniz var House de Luxe’de… Bunlardan biraz bahseder misiniz?

ÖZLEM SÜER Tabii ki.. Bildiğin gibi gelinlik koleksiyonumuz var ki bu da mekanla çok örtüşen bir koleksiyon oluyor.  Ama tabii bir burada sadece gelinlik dikmeyi üstlenmiyoruz. Gelinle beraber sürecin son anına kadar beraberiz. Düğünlerde saç ve makyaj odamız var. İsteyen gelinler burada hazırlanıp buradan düğüne katılıyor. Çok da kolaylık oluyor çünkü genelde çok ihtişamlı gelinlikler yapıyoruz bunları paketlemek evde saklamak çok zor. Oysa buradan giyinerek yardım ekibimizle birlikte çok rahat ediyorlar. Tabii gelinlik dikim süreci uzun ve duygusal bir süreç. Bittiğinde ise gelinler bizi hep o coşkulu ve mutlu sürecin bir parçası olarak hatırlıyor. 

Bunun dışında küçük ekspozisyonlar yapıyoruz. Koleksiyon tanıtımları yapıyoruz. Bir katı sırf yurtiçine ayırdık. Bir 'bussiness line’mız var. Üst düzey profesyonellerin formel hayatlarında giydikleriyle akşamki davetlerine uyarlayacakları kıyafetler yapıyoruz. Günümüzde artık yeni yoğun bir insan var. Ama aynı zamanda bu insan çok seçici. Siz bu yeni insana her şeyiyle bütün paket veriyorsunuz ama duygulu bir paket olarak veriyorsunuz. Yani ona sadece sezonun bütün moda parçalarını dikte etmiyoruz. Ona bir takım yeni aksesuarlarla annesinin sandıktan çıkma eski bir parçasıyla kombinleyerek yeniden kullanma şansı da veriyorsunuz, belki çok sevdiği bir kumaşla yeni bir şey yaparak değerlendirme şansı veriyorsunuz, ya da sezonun renklerinden ona uyan tonlara yönlendiriyorsunuz. Onun dışında yurtdışında da sürekli faaliyet halindeyiz. Fuarlara katılıyoruz. Zaten akabinde de hemen sipariş sürecimiz başlıyoruz. O yüzden bir de ihracat katımız var.Yoğunluk hiç bitmiyor anlayacağın.

MODATURKIYE.COM Hem House de Luxe’e bakınca, hem de bu anlattıklarınızı dinlediğimde buradaki lüks kavramının farklı olduğunu görüyorum. Bu lüks pahalı bir lüks değil sadece çok özel bir hizmet olduğu için lüks. Çünkü artık tüketim dünyasında her şey birbirinin çok aynı oldu ve bu yüzden maddi kaynaklar olmasına rağmen kişiler bu tip hizmetlere ulaşamıyorlar…

ÖZLEM SÜER  Kesinlikle haklısın... Ulaşılmaz olmamaya özen gösteriyoruz. Bütün dünyada da tasarım yıllandıkça kendi değeri artıyor. Moda için de biz genç bir jenerasyonuz. Ben kendimi moda ile ilgili olarak iyi hissettiğimde yaşım 35’di. Biliyorum ki 40 olunca çok daha iyi hissedeceğim. Baktığımızda birçok ünlü tasarımcı en büyük çalışmalarını 50'lerinde 60'larında yapıyor.  Buradaki bir çalışma bir bütün. Zanaat kısmı çok önemli, teknik kısmı yapmak da çok önemli.

House de Luxe ün ismindeki lüks bizim konuklarımız ağırlarken ilkemiz olan yaşam kolaylaştırıcılık. Bir de şu da var belirli konseptlerde ve yıllar süresince çeşitli ruh hallerinde çalışıyoruz. Burası belki 3 yıl bu isimle anılacak sonra belki 3 sene sonra ‘House Simple’ olacak. Sonuçta buranın asıl logosu ve sabit ismi Özlem Süer House. Bu işin doğasının sıradanlık göstermemesi bizim için çok önemli. Yaptığımız işte heyecan ve keşif duygusu olması çok hoş. Bizim ‘adım de Luxe kondu ve ömür boyu sürecek’ diye bir kaygımız yok. . Ekibin değişen ruh haline göre, dünyanın gelişmesi ve değişmesine göre bizde değişeceğiz. Markamızın kendini yeniliyor ve güncelliyor olması çok önemli bizim için. Sonuçta müşterilerimizin buradan alacakları servis ile ilgili bir kaygıları olmayacak çünkü onun kalitesi hiç değişmeyecek ama markanın başkalaşmasına onların da hazırlıklı olmaları gerekiyor.

Bunu da ilk defa burada açıklıyorum.

MODATURKIYE.COM Türkiye’de bu kadar çok marka tartışması olurken sizin markanız yurtdışında çok başarılı bir yere geldi ve yükselmeye devam ediyor. Bunu nasıl başardınız?

ÖZLEM SÜER Çok teşekkür ederim. Bütün bu oluşumumuza kendi içinde buna ben tasarım kurumsallığı diyorum. karşıya veriyor olmak. Sürekliliği olan bir ruha hizmet etmek. Bu da marka adını doğuruyor. Çok önemsediğim bir şey üretimi aynı kalitede yapmak ve kopuk olmamak. Bu da şu demek oluyor. Varlığınızın belli bir ritimde devam edeceğiz ve ne zaman ne yapacağımızı biliriz. Sezon tarihlerimizden başlar bu. Her sene 4 koleksiyon ve proje koleksiyonları olur. Bilinir bunlar başlamadan bir ‘brief’ verilecek ve start alınacak. Ona göre koleksiyonun ne zaman oluşturulacağı, kumaş seçimleri başlar. Böyle önceden planlı bir takvim, bu süreklilik insana iş akışı konusunda güven veriyor. Tabii öte yandan bütün bunları yaparken üretim kalitesinin de sürekli yükseliyor olması gerekiyor. Bu ürünün hakkını veriyor olmak lazım. Tasarımlarınızdaki alışılmış duygu ve ruhu vermeye devam etmeniz lazım. Tabii bütün bunları yaparken her konuya aynı şekilde hakim olamıyorsunuz. Bizimde bu gibi konular için destek aldığımız stratejik danışmanlık desteğimiz var. İsis İletişim ile çalışmaya başladık.

Çünkü genele baktığımızda ise tasarım dünyası, modanın tanımı o kadar çok değişti, o kadar büyük bir arena oldu ki . Eskiden renkler vardı artık binlerce tondan bahsediyoruz.  her şeyin tanımı derinleşti ve çoğaldı. Bu anlamla İsis’ten aldığımız destek vizyonumuza karakter ve derinlik kattı.

MODATURKIYE.COM Bugün birçok sektörde olduğu gibi moda sektöründe de çok fazla çeşit ve üretim var. Bir de çok sofistike kişiye özel tasarımlar var. Siz hem marka olmayı başarıyorsunuz hem de farklı olmayı…  Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

 ÖZLEM SÜER Evet dünyada hem H&M gibi çok büyük üretimler yapan markalar var hem de çok küçük sofistike üretimler var. Ben kendimizi arada bir yere koyuyorum. Bizim yaptığımızın işin daha çok ‘mass couture’ yanı var.  Couture’ün kendine ait değerleri var ve bunlara çok saygı duyuyorum. Ama tabii öte yandan ulaşmak istediğimiz insan sayısı buna tamamıyla elvermiyor. Ülkemizde üretmek demek 1000’lerce üretmek demek. Siz de kalkıp 100 ya da daha az üretmek istediğinizde tabii biraz zorlanıyorsunuz. Biz de bu durumla başa çıkmaya çalışıyoruz. Yeri geliyor üretimin bir kısmını atölyede yapıyoruz. Bu iş bir bütün. Tasarım, üretim ve satış..  Tasarım en hakim olduğumuz konu. Satmayı da belli ölçüde başarıyoruz ki tabii ki daha iyilerini hedefliyoruz. Üretmekte ise daha çok zorlanıyoruz Ülkemizin üretim geleneği farklı. Ama artık ülkemizin bu durumunda da artık üretim çehresi değişiyor. Kalite çok artıyor. Türkiye’de inanılmaz bir kalite kontrol ahlakı var. Çin’e ne kadar üretim kaydı dense de Türkiye’de katma değeri çok yüksek ürünler yapılıyor. Çok büyük adette alımlar yapılıyor. İçerde çok önemli markalar üretiliyor. Gelmekte olan bu yeni karaktere zeminimizi uyduralım istiyorum.

 

MODATURKIYE.COM  Tasarlarken ilham almak için neler yapar nelerden etiklersiniz? Mesela çıktığınız özel seyahatler var mıdır?

ÖZLEM SÜER  Ben gezmek hayatta en sevdiğim şey. Fazla olamasa da elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. İlla çok uzağa gitmem gerekmiyor, çantamı alıp Çukurcuma'ya gitmekte bana çok iyi geliyor. Ben günlük mekanlarımdan uzak her yerde hiçbir şey aramadan gezmeyi seviyorum. Aramıyor olmayı seviyorum. Sıradanlık bence günümüzde büyük bir lüks oldu. Ve ben sıradan bir şekilde işini yapan insanların yaşamla olan ilişkisini çok samimi buluyorum. Kendimde öyle yaşıyorum zaten. Nasıl okuldayken çantamı alıp gezerdim hiçbir şey değişmedi hatta daha saflaştığımı arındığımı hissediyorum..Sonuçta işimizin tabii ki ticari bir boyutu var, tabii ki para kazanmak zorundayız. Ama bütün bunları yaparken dikkat edilmezse yaratıcılık sürecinin saflığı kayboluyor. Ben buna çok dikkat ediyorum.

MODATURKIYE.COM Çok güçlü bir akademik geçmişi olan bir tasarımcısınız. Hatta bu kadar güçlü akademik bir geçmiş dünyada bile zor rastlanır bir şey. Size moda tasarımında eğitimin önemi hakkındaki düşüncelerinizi sormak istiyorum.

ÖZLEM SÜER  Şöyle aslında bu benim doğal bir serüvenimdi.  Üniversiteyi ilk günden beri sevdim. Hocalarımda çok yakın ilişkilerim oldu. Onlarla yaptığım uzun sohbetlerde çalıştıkları alanlar dışında da çok farklı alanlarda üretken olduklarını gördüm ve bu beni çok etkiledi. Çırak olma duygusunu sevdim ben. Diğer bir olay ise benim anneannemin teyzesi Sanayi-i Nefise’den mezun. Hatta daha sonra da orada bir dönem hocalık yapmış. Şu an evde de başucumda onun yaptığı Miro’nun ‘Venüs’ünün karakalem bir çalışması asılıdır. Arapça harflerle imzalamıştır bu resmi.  

Bazen hiç fark etmediğini şeyler hayatınızı kökünden etkiliyor.  Yeğenimde ABD’de tasarım okuyor. Küçüklüğünden beri hep bir aradayızdır. Bana bugün yazdığı maillerde, kendisi küçükken elleri hep boyalı ve asla ojeli olamayan halasının kendisinin meslek seçiminde ne kadar etkili olduğunu yazıyor. O zamanlar tabii bu kadar kolay malzeme bulmak mümkün değildi ve ben varımı yoğumu kaleme kağıda yatırırdım Gizem de çok küçüktü ve kalemlerimle oynamaya bayılırdı. Tabii çoğu zaman kalemlerin ucu kırılırdı. İkimizin de kalem için ağladığını bilirim. Bunlar tabii beni bugün çok duygulandırıyor. Geçenlerde bir yemek kitabı hediye ettiler bana. İçinde çok hoş bir cümle yazılı ve bana çok doğru geldi. ‘Annemizin tırnağı olamayız ama armut dibine düşer.’ Benim annem her zaman dikiş dikerdi.. Sürekli kumaş alınır, bahar geldiğinde yazlıklar dikilirdi. Bütün bunlardan çok etkilendim. Yakınlarında çok yaşanıyorsa ister istemez beynine kazınıyor zaten. Bazen farkında olmadan annemin tekniklerini de kullanıyorum. Annem çok pratik diker. Bende eğer hemen sonucu görmek istiyorsam bu tekniklerden faydalanıp hemen tasarımı görüyorum.

MODATURKIYE.COM Günümüzde tasarımcıların çoğu erkek ve kadınlar için tasarlıyorlar. Oysa moda dünyasının başlarında tasarımcı kadınların sayısı çok fazlaydı ve hepsi birer ekol olmuşlardı. Bugün ise bu sayı çok az. Geçen gün bir yerde kadınların kendilerine ve diğer kadınlara karşı objektif olamadıkları ve bu yüzden tasarımcı objektivitesine sahip olamadıkları için sayılarının az olması ile ilgili bir şey okudum. Siz ne düşünüyorsunuz?  

ÖZLEM SÜER Kadının kendine biçtiği sorumluluklar var. Kadının doğasındaki anne olma güdüsü bir şeyi sahiplenirken yaşam objesi insan olarak görmesi de bunu bence çok etkiliyor.  İnsanın için bir şey yaratan ama objesi başka bir şey olsaydı bugünkü yeri çok daha farklı olurdu. Kadın ayrıca daha duygusal olan taraf ve bu cinsine çok ithaf ediliyor. Ben hala duygusalım ama önce insan olaya çalışıyorum. Bu farklar bence daha çok bizim yarattığımız bir şey.  Oysaki bana toplum tarafından biçilmiş gömlekleri giymek zorunda değilim. Bende erkek dolu bir ailede tek kız olarak büyüdüm bugün kendi ismimle kendi işimi yapabildim; üstelik de çok batılı yanı olan bir ailede geleneklerine bağlı ve disiplinli bir düzende büyüdüm.. Bir kadının erkekle karşılaştırılmasına da sıcak bakmıyorum. Bu tamamen orada oluşturulan kültürle alakalı bir şey. Boludan erkek aşçılar nasıl yüzyıllardır çıkıyor, çünkü orada bir,  kültür oluşmuştur. Tabii ki hormonal bir takım şeylerin yarattığı farklılıklar, yeteneğe katkı sağlayan noktaları da vardır.  Kabul ediyorum ki maalesef keşifler ve yaratıcılıkta belirli konularda kadının yeri yok gibi. Ama bunlar değişecek. Artık günümüzde her şey çok androjen. Modanın geleceğine baktığımız zaman tek kostümlülük anlayışı gittikçe geliyor. Artık kadın ve erkek olma durumlarının çok irdelenmeyeceğini düşünüyorum. Dünyada her şeyin konumu yeniden sorgulanıyor, görsel olarak bu sorgulamalar sürekli sunuluyor çünkü her şey çok büyük bir hızda ve değişimde yaşanıyor. İnsanların ruh halleri de bundan çok etkileniyor. Şu dönem insanların sorgulanma zamanı. Her şey hızla ilerliyor. Bugün birçok insanda depresif durumlar arttı ve çoğunluk anti-depresanlardan destek alıyorlar. Bu noktada cinsler arası rekabetin yok olacağına inanıyorum ben.

MODATURKIYE.COM Tasarım bütünsel kavram. Birçok tasarım aynı zamanda birer sanat eseri olarak adlandırıyor. Siz moda ve sanat arasındaki ilişkiyi bu anlamda nasıl yorumluyorsunuz?

ÖZLEM SÜER  Bence tabii ki aralarında çok yakın bir ilişki var. Zaten bu ayırım çok ince bir çizgide duruyor. Bugün gıda sektöründe bile öyle çalışmalar görüyorsunuz ki bunları sanat eserinden başka şekilde yorumlamak mümkün değil. Mesela Mor Tasarım şu anda ikimizin parmağında da olan yüzük.. Bunu takıyorum ve tasarımımı yaparken bu güzel yüzük bana feyz verebilir. Onun güzel bir resim ile arasındaki tek fark aynı zamanda parmağıma takıp hayatıma katıyor olmam. Tasarlayan ise bunu belki ona kendi üzerindeki iddiasını, rengini duygusunu koyuyorsa bunu sanat eseri olma durumunu daha fazla sorgulamaya gerek yok.

 Kendimi ise çoğaltılma, satılma kaygısı olmadığı zamanlarda sanata çok yakın hissediyorum. Bazen sadece performans, enstalatif şeyler yaptığımda ya da sadece kuramsal ya da yazıyor olduğumda çalışmalarımı sanat olarak adlandırıyorum.. Örneğin çok güzel bir giysin olabilir. Hayatında sadece çok özel bir günde giyersin ve daha sonra dolabında asılı olur, sadece o günkü koku üzerinde kalır. Hep o günü hatırlayacağım giysi artık bence bir sanat eseri olmuştur. Yaratıcısının ve kullananının bakışı ve düşünceyle eser olabilir. Zaten giysi buna uygun bir enstrümandır..  Çoğaltılan bir üründe de bu etkiyi yaratabilirsiniz. Önemli olan ona kendinizden ne kadar kattığınızdır ve karşınızdakilere bunları ne kadar hissettirdiğinizdir.

Özlem Hanım’a bu yoğun temposunda Modatürkiye.com’a vakit ayırdığı ve bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim.

  RÖPORTAJ: BENGİ AKŞEHİRLİOĞLU
MODATURKIYE.COM – İSTANBUL

FOTOĞRAFLAR: DENİZ ÖZGÜN
MODATURKIYE.COM - İSTANBUL


İlgili Haber Arayabileceğiniz Anahtar Kelimeler:

Stylegusto - The Style Professionals